Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire: "Osman Kavala Kararının Uygulanmamasına İlişkin İhlal Prosedürü" İncelemesi

KARARIN KÜNYESİ

  • İlgili Mahkeme: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi.
  • Uyuşmazlık Konusu: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin talebi üzerine, Türkiye’nin AİHM’in 2019 tarihli Kavala kararına uyup uymadığının Sözleşme’nin 46/4. maddesi kapsamında (İhlal Prosedürü) incelenmesi.
  • Karar Tarihi: 11 Temmuz 2022.
  • Kararın Özü: Türkiye’nin aynı olguları farklı suç tipleri altında yeniden sınıflandırarak başvurucuyu tutuklu tutmaya devam etmesinin AİHM kararının etrafından dolaşmak anlamına geldiği ve Sözleşme’nin 46/1. maddesindeki (kararlara uyma ve yerine getirme) amir yükümlülüğün ihlal edildiği.
  1. OLAYIN MADDİ GEÇMİŞİ VE İHLAL PROSEDÜRÜNÜN BAŞLAMASI AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk Kavala kararında; başvurucunun Türk Ceza Kanunu’nun 309. (darbe girişimi) ve 312. (hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs/Gezi olayları) maddeleri kapsamındaki tutukluluğunun “makul şüpheye” dayanmadığına hükmederek Sözleşme’nin 5/1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, bu tutuklamanın asıl amacının başvurucuyu “bir insan hakları savunucusu olarak susturmak” ve sivil toplumu caydırmak olduğunu belirterek, yetki saptırmasını yasaklayan 18. maddenin de (5/1 ile bağlantılı olarak) ihlal edildiğini tespit etmiştir.

Bu kesin ihlal kararına ve “derhal serbest bırakılma” çağrısına rağmen Osman Kavala’nın tahliye edilmemesi üzerine, kararların uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Şubat 2022 tarihinde Türkiye aleyhine görülmemiş bir adım olan “ihlal prosedürünü” (Sözleşme md. 46/4) başlatmış ve Türkiye’nin karara uyup uymadığını AİHM’e sormuştur.

  1. HÜKÜMETİN “YENİ SUÇLAMA” SAVUNMASI Türkiye hükümeti AİHM önündeki savunmasında; Kavala’nın TCK 309 ve 312 kapsamındaki ilk tutukluluklarının mahkeme kararlarıyla sona erdiğini, ancak 9 Mart 2020 tarihinde TCK’nın 328. maddesi kapsamında (askeri veya siyasi casusluk) yeni bir suçlamaylatutuklandığını ileri sürmüştür. Hükümet, bu casusluk suçlamasının ilk AİHM kararında incelenmeyen “yeni kanıtlara ve yeni bir soruna” dayandığını, bu nedenle ihlal prosedürü yerine Kavala’nın yeniden iç hukuk yollarını tüketip AİHM’e baştan başvuru yapması gerektiğini savunmuştur.
  2. AİHM’İN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ UYUŞMAZLIK AİHM Büyük Dairesi, uyuşmazlığı Sözleşme’nin 46. maddesindeki “kararlara uyma yükümlülüğü” ve “iyi niyet” ilkeleri çerçevesinde şu başlıklar altında analiz etmiştir:
  • Olguların Yeniden Sınıflandırılması (Suç Vasfının Değiştirilmesi): AİHM, hükümetin “yeni” olduğunu iddia ettiği casusluk suçlamasının (TCK 328) temelindeki kanıtları incelemiştir. Mahkeme; casusluk suçlamasının sadece Kavala ile H.J.B. isimli şahıs arasındaki sözde ilişkilere ve Kavala’nın STK faaliyetlerine dayandığını tespit etmiştir . Bu olgular, zaten 2019 tarihli ilk AİHM kararında “makul şüphe yaratmadığı” açıkça belirtilen ve incelenen olguların birebir aynısıdır . Mahkeme, aynı maddi olguların sadece yeniden tasnif edilerek (farklı bir kanun maddesi altına sokularak) sunulmasının ilk kararın bulgularını değiştiremeyeceğini, aksi durumun AİHM kararlarının etrafından dolaşılarak devre dışı bırakılması anlamına geleceğini vurgulamıştır.
  • İyi Niyet Yükümlülüğü ve Diğer Faktörler: Sözleşme sistemi, üye devletlerin mahkeme kararlarını iyi niyetle, kararın “sonuçlarına ve ruhuna” uygun şekilde icra edeceği varsayımına dayanır . Mahkeme; Kavala aleyhine ülkenin en yetkili makamlarınca yapılan siyasi açıklamaları ve başvurucuya daha önce beraat veren hakimler hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından disiplin soruşturması başlatılmasını, Türkiye’nin “iyi niyetle hareket etme yükümlülüğüne uyup uymadığının” değerlendirilmesinde önemli etkenler olarak kaydetmiştir .
  • Ağır Ceza Mahkemesinin Nihai Hükmü: Kavala’nın 25 Nisan 2022 tarihinde bizzat Gezi Parkı olaylarıyla ilişkili olgulara dayanılarak “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına” çarptırılmış olması, AİHM’in 18. madde (art niyet ve susturma amacı) ihlali tespitini ortadan kaldırmaz. AİHM’e göre, 18. maddenin ihlali tespiti, Gezi ve darbe girişimi isnatlarından doğan tüm hukuki işlemleri baştan geçersiz kılmıştır .
  1. SONUÇ VE KARAR AİHM Büyük Dairesi, adli kontrol ve formalite niteliğindeki beraat kararlarına rağmen Osman Kavala’nın “herhangi bir suç” işlediğine dair makul şüphe bulunmayan olaylar zinciri üzerinden 4 yıldan uzun süredir kesintisiz şekilde tutuklu bırakıldığını kaydetmiştir .

Alınan iç hukuktaki önlemlerin, 2019 tarihli AİHM kararının ruhuyla, sonuçlarıyla ve iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığı belirtilerek; Türkiye’nin Sözleşme’nin 46(1). Maddesi uyarınca karara uyma ve icra etme yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verilmiştir . İhlal prosedürünün doğası gereği Mahkeme yeniden tazminata hükmetmeye yetkili olmasa da, adaletin bir gereği olarak prosedür kapsamında başvurucunun yaptığı masraf ve harcamalar için Türkiye’nin Kavala’ya 7.500 Euro ödemesine hükmedilmiştir.