Dijital Deliller

Bu bölüm; dijital verilerin delil olarak nasıl değerlendirildiğini, hangi teknik–hukuki kriterlere tabi olduğunu, özel uygulama olarak ByLock’un ve HTS verilerinin delil değerini açıklar. Dijital delillerin elde edilmesi, doğrulanması ve hukuka uygunluk denetimine ilişkin temel noktaları pratik bir çerçevede sunar.

Dijital Delillere Genel Bakış (CMK 134/135, İmaj, Hash, Zincirleme Güvenlik İlkeleri)

1) Delilin Elde Edilme Usulü (CMK 134–135)

Dijital delillerin hukuken geçerli sayılabilmesi, yalnızca verinin içeriğine değil; hangi kurum tarafından, hangi karar üzerine, hangi usulle ve hangi süre içinde elde edildiğine bağlıdır. CMK 134 uyarınca bilgisayar, telefon ve dijital depolama araçlarında arama–kopyalama–geçici el koyma işlemleri ancak hâkim kararıyla yapılabilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı tarafından verilen karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulmak zorundadır. Bu süre içinde onaylanmayan el koyma işlemleri kendiliğinden hükümsüz hâle gelir ve elde edilen tüm veriler hukuka aykırı delil niteliği kazanır.

İletişimin tespiti (HTS) için Sulh Ceza Hâkimliği kararı yeterliyken, iletişimin dinlenmesi veya kayda alınması ise CMK 135 kapsamında Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile mümkündür. Bu tedbirin uygulanabilmesi için:

• Somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi,

• Başka suretle delil elde edilememesi,

• Katalog suç şartı,

• Kararda süre, kapsam ve yöntem belirtilmesi zorunludur. Bu koşullardan biri eksikse, elde edilen kayıtlar Anayasa m. 38/6 gereği mutlak biçimde delil olmaktan çıkar.

Delilin elde edilme sürecinde ayrıca zincirleme güvenlik (chain of custody) ilkesi korunmalı; dijital materyalin kim tarafından nereden alındığı, hangi koşullarda saklandığı, inceleme sırasında hangi teknik işlemlerden geçtiği ve hangi kurumun elinde bulunduğu kesintisiz bir kayıt zinciri (log) ile belgelenmelidir. Bu zincirdeki herhangi bir kopukluk, delilin güvenilirliğini ortadan kaldırır.

Sonuç olarak, CMK 134–135 hükümlerine aykırı biçimde elde edilen dijital veriler —ister arama–el koyma sırasında, ister iletişimin denetlenmesi sürecinde olsun— hukuka aykırı delil sayılır ve mahkeme tarafından hükme esas alınamaz. Bu durum, yalnızca ceza muhakemesinin usul güvencelerinin değil, aynı zamanda haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın korunması ilkelerinin de zorunlu bir sonucudur.

2) İmaj–Hash Zorunluluğu ve Veri Bütünlüğü Zinciri

Dijital materyalden imaj alınması, hash değerinin üretilip tutanağa bağlanması ve delilin ilk andan son ana kadar kesintisiz bir “zincir” içinde korunması, delilin güvenilirliğinin temel şartıdır. Hash değeri yoksa, delilin değiştirilmediği ispatlanamaz ve veri bütünlüğü sağlanmadığı için delil hukuken geçersiz hâle gelir.

3) İstihbarî Kayıtların Neden Delil Sayılamayacağı

MİT ve Emniyet’in istihbarî amaçla elde ettiği kayıtlar, yalnızca 2937 sayılı Kanun’da belirtilen amaçlarla kullanılabilir; adli soruşturmalarda delile dönüştürülemez. Bu kayıtların ceza yargılamasında kullanılması hem Anayasa m. 38/6’daki mutlak yasakla (istihbarî kayıtlar, CMK’nın öngördüğü adli usullerle elde edilmediği için mutlak olarak hukuka aykırı delil statüsündedir) hem de CMK 135’in hâkim kararı zorunluluğuyla bağdaşmaz.

Ayrıca istihbarî verilerin kaynağı çoğu zaman gizli tutulur. Bu durumda savunmanın, kaynağını denetleyemediği ve doğruluğunu sorgulayamadığı bir verinin mahkûmiyete esas alınması, Adil Yargılanma Hakkı’nı (Silahların Eşitliği İlkesi) ihlal eder.

Özel Uygulamalar: ByLock ve Mesajlaşma İçerikleri

Dijital verilerin bu kapsamdaki ByLock verilerinin delil niteliği, yalnızca uygulamanın varlığına değil; verinin ham hâliyle (server/sunucu kayıtları) nereden ve nasıl elde edildiğine, inceleme sırasında hangi teknik işlemlerden geçtiğine ve hukuka uygunluk denetiminin eksiksiz yapılmasına bağlıdır.

Ceza yargılamasında tüm dijital deliller, CMK 134 ve 135 hükümleri çerçevesinde hâkim kararıyla elde edilmelidir. İmaj alma ve hash (sayısal imza) değeri üretme işlemleri yapılmadan, veri bütünlüğü zinciri (chain of custody) korunmadan getirilen deliller “şüpheli” statüsündedir.

Bu güvenceler sağlanmadığında dijital veriler hukuka aykırı delil niteliği taşır ve hükme esas alınamaz. ByLock’a ilişkin tespitlerde, uygulamanın indirilme–kullanım dönemleri, kamuya açıklığı ve teknik özellikleri dikkate alınmadan yapılan değerlendirmeler sağlıklı değildir. Bir haberleşme uygulamasının telefonda bulunması tek başına suç oluşturmaz.

Ceza sorumluluğu; ancak kişinin spesifik bir User ID ile sisteme dahil olduğunun, mesaj içeriklerinin ve örgütsel iletişimin teknik olarak ispatlanmasıyla doğabilir. İçeriği tespit edilmeyen HTS kayıtları, CGNAT (IP çakışması) ihtimali barındıran bağlantı listeleri veya kaynağı belirsiz, denetime kapalı “istihbarî listeler”, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına ve güncel AİHM ihlal kararlarına göre mahkûmiyet için tek başına yeterli değildir.

Delilin kullanılabilmesi için hâkim kararıyla elde edilmiş olması, veri bütünlüğünün bozulmamış olması ve savunmanın denetimine açık şekilde dosyaya sunulması gerekir.