Özel talepli dilekçeler

 

1-)Yurt Dışı Çıkış Yasağının Kaldırılması Talebi(Dilekçeyi Word formatında indirmek için başlığa tıklayın)
Dilekçede kullanılan ilgili AYM(2023/95649)kararını Word formatında indirmek için tıklayın.

 

[İLGİLİ MAHKEME ADI/NUMARASI] … CEZA MAHKEMESİ’NE

 

DOSYA NO                : [Dosya Numaranız]

SANIK / ŞÜPHELİ         : [Adınız Soyadınız] – [T.C. Kimlik Numaranız]

KONU                    : CMK 110,110/A ve 111. Maddeleri uyarınca azami süresi dolmuş olan yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin, Anayasa Mahkemesi’nin 2023/95649 sayılı emsal kararı doğrultusunda KALDIRILMASI talebidir.

  1. OLAYLARIN ÖZETİ VE TEDBİRİN SÜRESİ

Mahkemenizce yürütülen yargılama kapsamında, hakkımda [Tedbirin Başladığı Tarih] tarihinde 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a maddesi uyarınca “yurt dışına çıkamamak” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.

Bu tedbir, aradan geçen süre boyunca hiçbir kesinti olmaksızın devam ettirilmiş olup, bugün itibarıyla CMK 110/A maddesinde öngörülen azami yasal süreyi aşmıştır.

CMK 110/A maddesi uyarınca:

  • Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda adli kontrol süresi en çok 3 yıldır.
  • Zorunlu hâllerde uzatma toplam 3 yılı geçemez.
  • Terör suçlarında uzatma toplam 4 yılı geçemez.

Bu süre, kanun değişikliğinin yürürlük tarihi değil, bizzat tedbirin ilk uygulandığı tarih esas alınarak hesaplanır.

Somut olayda tarafıma isnat edilen suçun CMK 110/A/2’de belirtilen suçlardan olması nedeniyle:

  • Tedbirin başlangıç tarihi: [Tedbirin Başladığı Tarih]
  • Azami süre: 7 yıl
  • Sürenin dolduğu tarih: [Tedbirin 7. Yılını Doldurduğu Tarih]

Dolayısıyla hakkımdaki yurt dışına çıkış yasağı bu tarih itibarıyla hukuken sona erdiğinden CMK 111. Maddesi gereği tedbirin kaldırılması gerekmektedir.

  1. ANAYASA MAHKEMESİNİN 2023/95649 SAYILI KARARI

Anayasa Mahkemesinin 16/12/2025 tarihli ve 2023/95649 başvuru numaralı kararında, kanunda öngörülen azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirine aykırılık gerekçesiyle verilen tutuklama kararının kanuni bir temele dayanıp dayanmadığı incelenmiştir. Yüksek Mahkemenin kararında ortaya koyduğu ve somut başvuru bakımından önem taşıyan temel tespitler şunlardır:

  1. Adli kontrolün azami süresi, tedbirin ilk uygulandığı tarihten itibaren kesintisiz olarak hesaplanmalıdır.

Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun’da adli kontrolün azami süresinin hesabı bakımından soruşturma ve kovuşturma evreleri ile hüküm öncesi ve hüküm sonrası dönemler arasında bir ayrım yapılmadığını belirterek şu değerlendirmede bulunmuştur:

“5271 sayılı Kanun’da soruşturma ve kovuşturma evreleri arasında bir ayrım yapılmadığı gibi hüküm öncesi ve hüküm sonrası şeklinde bir ayrım da yapılmamıştır.” (§ 40)

Bu değerlendirme uyarınca adli kontrolün azami süresi hesaplanırken soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarında geçen sürelerin bir bütün olarak dikkate alınması gerekmektedir.

 

  1. Hükümden ve kanun yolu incelemesinden sonra geçen süre de azami süre hesabına dâhildir.

Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesince hüküm verilmiş olmasının adli kontrol süresinin işlemesini durdurmadığını açıkça belirtmiştir:

“Hüküm verildikten sonra adli kontrol tedbirinde geçen sürenin de hesaba katılması gerekmektedir.” (§ 41)

Dolayısıyla hükmün verilmesinden sonra istinaf veya temyiz incelemesi sırasında adli kontrol altında geçen süre de CMK’nın 110/A maddesinde öngörülen azami sürenin hesabında dikkate alınmalıdır.

 

  1. 3. Kanuni azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbiri, tedbire aykırılık nedeniyle uygulanacak bir yaptırıma dayanak oluşturamaz.

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun kanunda öngörülen azami süresi aşılmış bir adli kontrol tedbirine uymadığı gerekçesiyle tutuklandığını belirlemiş ve şu sonuca ulaşmıştır:

“Azami süresi dolmuş olan bir adli kontrol tedbirine uyulmaması nedeniyle tutuklama kararı verilmesinin kanuni bir temelinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.” (§ 41)

Yüksek Mahkeme ayrıca, tutuklamaya dayanak gösterilen adli kontrol kararının kanuna aykırı olması hâlinde, bu tedbire uyulmaması nedeniyle verilen tutuklama kararının da hukuki temelden yoksun kalacağını ifade etmiştir (§ 37).

Anayasa Mahkemesinin bu tespitleri birlikte değerlendirildiğinde, adli kontrol tedbirinin CMK’nın 110/A maddesinde öngörülen azami sürenin dolmasından sonra devam ettirilmesine ve süresi dolan tedbire herhangi bir hukuki sonuç bağlanmasına kanuni imkân bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan karar, somut olayda azami süresi dolan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması talebinin değerlendirilmesi bakımından doğrudan önem taşımaktadır.

 

III. SOMUT OLAYDA TEDBİRİN HUKUKİ DAYANAĞININ TAMAMEN ORTADAN KALKMASI

Somut olayda hakkımda uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri [Tedbirin Başladığı Tarih] tarihinde yürürlüğe girmiş olup, isnat edilen suçun CMK 110/A/2’de belirtilen suçlardan olması nedeniyle CMK’nın 110/A maddesinde öngörülen yedi yıllık azami süre [Tedbirin 7. Yılını Doldurduğu Tarih] itibarıyla dolmasına rağmen herhangi bir mahkeme kararıyla yeniden değerlendirilmemiş ve fiilen uygulanmaya devam ettirilmiştir.

Oysa Anayasa Mahkemesi’nin 2023/95649 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere adli kontrol tedbirleri süresiz şekilde devam ettirilemez; kanunda öngörülen azami sürenin dolmasıyla birlikte tedbir hukuki dayanağını tamamen kaybeder. Bu nedenle kanuni azami süresi dolan tedbirin fiilen sürdürülmesi, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen kanunilik ve ölçülülük ilkeleri ile 23. maddesinde güvence altına alınan seyahat hürriyetiyle bağdaşmayacaktır.

Adli kontrol tedbirleri ancak kanunda öngörülen süre içinde ve hukuka uygun şekilde uygulanabilir; süresi dolmuş bir tedbirin devam ettirilmesi mümkün olmadığı gibi, böyle bir tedbirin ihlali gerekçesiyle işlem tesis edilmesi de hukuken geçersizdir.

Bu itibarla, hakkımda uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kanunda öngörülen azami sürenin dolması nedeniyle hukuki dayanağının ortadan kalktığından kaldırılmasını talep etmekteyim.

  1. HUKUKİ NEDENLER

Yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri, Anayasa’nın 23. maddesinde güvence altına alınan seyahat hürriyetine yönelik bir sınırlama niteliğindedir. Bu sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca kanuna dayanması, meşru bir amaca yönelik olması ve ölçülülük ilkesine uygun bulunması gerekmektedir.

Adli kontrol tedbirlerinin uygulanması, değiştirilmesi, kaldırılması ve azami süresi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109, 110, 110/A ve 111. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümler uyarınca adli kontrol tedbirinin ancak kanunda öngörülen şartlar ve süreler içerisinde uygulanması mümkündür. Kanunda öngörülen azami sürenin dolmasından sonra adli kontrol tedbirinin devam ettirilmesine olanak veren bir düzenleme bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, 16/12/2025 tarihli ve 2023/95649 başvuru numaralı kararında, adli kontrol tedbirinin azami süresinin hesabında soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamaları arasında ayrım yapılamayacağını; hükümden sonra geçen sürenin de toplam süreye dâhil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yüksek Mahkeme ayrıca, kanunda öngörülen azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirinin, tedbire aykırılık nedeniyle uygulanacak bir yaptırıma hukuki dayanak oluşturamayacağını kabul etmiştir.

Bu düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesinin anılan kararında ortaya konulan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, kanuni azami süresi dolan adli kontrol tedbirinin devam ettirilmesinin kanunilik ve ölçülülük ilkeleri yönünden yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda hakkımda uygulanan yurt dışına çıkış yasağının azami süresi dolduğundan, tedbirin devamını sağlayan hukuki dayanağın ortadan kalktığı ve kaldırılması gerektiği açıktır.

 

  1. SONUÇ VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; hakkımda uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin, CMK’nın 110/A maddesinde öngörülen kanuni azami sürenin dolmuş olması nedeniyle kaldırılmasına, kararın UYAP adli kontrol kayıtlarına işlenmesine ve ilgili kolluk ile pasaport birimlerine bildirilmesine, talebin CMK’nın 111. maddesi uyarınca karara bağlanmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

 

Tarih: [Tarih]

Sanık / Talepte Bulunan: [Ad Soyad]

İmza