TEMYİZ DİLEKÇESİ
YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA Gönderilmek Üzere [İLGİLİ] BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ […] CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
DOSYA NO : [Yıl/Esas No]
KARAR NO : [Yıl/Karar No]
TEMYİZ YOLUNA BAŞVURAN SANIK : [Ad Soyad, T.C. Kimlik No] MÜDAFİİ : [Avukat Adı Soyadı, Adres/UETS]
TEMYİZE KONU KARAR : […] Bölge Adliye Mahkemesi […] Ceza Dairesi Başkanlığının [Tarih] tarihli ve [Yıl/Esas No] E. – [Yıl/Karar No] K. sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi/mahkumiyet kararı.
KONU : Yerel mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararı açıkça usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf incelemesinde bozulmasına karar verilmesi gerekirken, yasa ve usule aykırı olarak istinaf talebimiz reddedildiğinden; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASI talebiyle yasal süresi içerisinde yaptığımız TEMYİZ başvurumuzdur.
AÇIKLAMALAR VE TEMYİZ GEREKÇELERİ:
Hakkımda/Müvekkil hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ve bu hükmü onayan istinaf kararı mutlak bozma nedenleri içermekte olup, usul ve yasaya açıkça aykırıdır. Temyiz itirazlarımız aşağıda özetlenmiştir:
- Mahkemenin Kanuna Aykırı Teşekkül Etmesi ve Doğal Hakim İlkesinin İhlali: Anayasa’nın 37. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi uyarınca, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz ve mahkemeler ancak kanunla kurulur. Yargılamayı yapan ilk derece mahkemesinin oluşumu, görevlendirme biçimi ve yargılama yetkisinin sınırları dikkate alındığında, suç tarihinde yürürlükte olan kanuni düzenlemelere uygun bir “kanunla önceden kurulmuş mahkeme” güvencesi sağlanmamıştır. Bu durum CMK md. 289 kapsamında mutlak bozma nedenidir.
- Hükmün Hukuka Aykırı Yöntemlerle Elde Edilen Delillere Dayanması: Ceza usul hukukunda maddi gerçek ancak hukuka uygun yollarla elde edilen delillerle ispatlanabilir; Anayasa’nın 38/6. ve CMK’nın 217/2. maddeleri uyarınca kanuna aykırı elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz. Hukukumuzda “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” ilkesi geçerlidir. Dosya kapsamında aleyhe değerlendirilen dijital materyaller, iletişim kayıtları ve kurumsal veri dökümleri, usulüne uygun önceden alınmış bir mahkeme (arama/el koyma/iletişimin tespiti) kararı olmaksızın, idari ve istihbari yöntemlerle toplu olarak elde edilmiştir. Sonradan alınan hakim kararları, baştan yasa dışı olan bu delilleri hukuka uygun hale getiremez.
- Çekişmeli Yargılama, Silahların Eşitliği ve Savunma Hakkının Kısıtlanması İhlalleri: Hükme esas alınan ve teknik inceleme gerektiren dijital verilerin, imajlarının ve dayanak materyallerin bir kopyası (CMK md. 134 emredici hükmüne rağmen) tarafımıza verilmemiş, böylece savunmamızı hazırlama ve bağımsız bilirkişilere inceletme hakkımız elimizden alınmıştır. AİHM içtihatlarına göre, yargılamanın taraflarına eşit imkanlar sunulmaması “silahların eşitliği” ve “çekişmeli yargılama” ilkelerini açıkça ihlal eder. Ayrıca yerel mahkeme aşamasında dinlenmesini talep ettiğimiz lehe tanıklar ve toplanmasını istediğimiz delillere yönelik taleplerimiz gerekçesiz reddedilerek savunma hakkımız kısıtlanmıştır.
- Suçta ve Cezada Kanunilik (Yasallık) İlkesinin İhlali: Anayasa’nın 38. ve TCK’nın 2. maddesi gereğince “Kanunsuz suç ve ceza olmaz”. Bir fiilin suç oluşturup oluşturmadığına kanunlar karar verir. Dosya kapsamında suçlama konusu yapılan eylemler (yasal çerçevede faaliyet gösteren kurumlardaki hesap hareketleri, STK üyelikleri, rutin iletişim kayıtları, yasal yayınların takibi vb.) işlendikleri tarih itibariyle tamamen yasal ve anayasal hakların (örgütlenme özgürlüğü, özel hayata saygı, iletişim özgürlüğü vb.) kullanımı niteliğindedir. İşlendiği zaman suç sayılmayan rutin eylemlerin sonradan geriye yürütülerek suç unsuru olarak kabul edilmesi hukuki güvenlik ve yasallık ilkesinin ağır bir ihlalidir.
- Suçun Maddi ve Manevi (Özel Kast) Unsurlarının Oluşmaması: Atılı suçlamanın doğası gereği, isnat edilen suçun kasten ve belirli bir amaca matuf olarak (özel kast ile) işlenmiş olması zorunludur. Şahsımın/Müvekkilin yasal faaliyetlerinin ötesinde, isnat edilen ağır suç tipinin unsuru olan “cebir ve şiddet” eylemlerine katıldığına veya bu amacı bilerek ve isteyerek hareket ettiğine dair dosyada hiçbir somut, şüpheden uzak kanıt bulunmamaktadır. Sırf varsayımlara, niyet okumalara veya matbu değerlendirmelere dayalı olarak mahkumiyet kararı verilemez.
- Gerekçeli Karar Hakkının İhlali (CMK md. 230): Yerel mahkemenin ve istinaf merciinin kararları hukuki ve fiili gerekçeden yoksundur. CMK md. 230/1-b uyarınca, dosyada mevcut delillerin tartışılması, hangi delillere neden itibar edildiği veya hangilerinin ne sebeple geçersiz sayıldığı açıklanmamıştır. Kararda, tarafımıza ait somut eylemlerin suçun yasal tanımıyla nasıl örtüştüğü izah edilmemiş, genel geçer ve kopyala-yapıştır matbu ibarelerle hüküm kurulmuştur.
- Hukuki ve Fiili İrtibat Bulunan Dosyaların Birleştirilmemesi: İsnat edilen fiillerin ve suçlamaların niteliği gereği, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilebilmesi için, atılı suçlamalara temel teşkil eden ve başka mahkemelerde devam eden bağlantılı dava dosyalarının (CMK uyarınca) getirtilip incelenmesi veya birleştirilmesi gerekirken, bu zorunluluğa uyulmadan eksik araştırmayla hüküm kurulmuştur.
SONUÇ VE TALEP :
Yukarıda arz ve izah edilen ve Yüksek Dairenizce re’sen gözetilecek nedenlerle; TEMYİZ başvurumuzun KABULÜ ile;
- Öncelikle kararda CMK md. 289’da belirtilen hukuka kesin aykırılık nedenleri dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve yerel mahkeme HÜKMÜNÜN BOZULMASINI,
- Hukuk kurallarının ihlali ve yanlış uygulanması nedeniyle HÜKMÜN BOZULMASINI, dosyanın mahkemesine gönderilmesini ve neticeten BERAAT KARARI verilmesini saygılarımla asaleten/vekaleten arz ve talep ederim.
[Tarih]
Temyiz İsteminde Bulunan Sanık / Müdafii [Ad Soyad]
[İmza]